Temmuz 01, 2006
TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI
TÜKETICININ SEÇIMLIK HAKLARI


Yazar: Elif DEMIRHAN (*)
Yaklasim Dergisi / Temmuz 2006 / Sayi: 163


I- GIRIS
4077 sayili Tüketicinin Korunmasi Hakkinda Kanun’un 4822 sayili Kanunla degisik “ayipli mal” baslikli 4. maddesinde; “Ambalajinda, etiketinde, tanitma ve kullanma kilavuzunda ya da reklam ve ilanlarinda yer alan veya satici tarafindan bildirilen veya standardinda veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteligi etkileyen niceligine aykiri olan ya da tahsis veya kullanim amaci bakimindan degerini veya tüketicinin ondan bekledigi faydalari azaltan veya ortadan kaldiran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayipli mal olarak kabul edilir.”
Tüketici, malin teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayibi saticiya bildirmekle yükümlüdür.
Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözlesmeden dönme, malin ayipsiz misliyle degistirilmesi veya ayip oraninda bedel indirimi ya da ücretsiz onarim isteme haklarina sahiptir. Satici, tüketicinin tercih ettigi bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarindan biri ile birlikte ayipli malin neden oldugu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanimdaki diger mallarda zarara neden olan hallerde imalatçi-üreticiden tazminat isteme hakkina da sahiptir.
Imalatçi-üretici, satici, bayi, acente, ithalatçi ve 10. maddenin besinci fikrasina göre kredi veren ayipli maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarindan dolayi müteselsilen sorumludur. Ayipli malin neden oldugu zarardan dolayi birden fazla kimse sorumlu oldugu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satilan malin ayipli oldugunun bilinmemesi bu sorumlulugu ortadan kaldirmaz.
Bu madde ile ayiba karsi sorumlu tutulanlar, ayiba karsi daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemislerse, ayipli maldan sorumluluk, ayip daha sonra ortaya çikmis olsa bile malin tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yillik zamanasimina tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçli tasinmaz mallarda bes yildir. Ayipli malin neden oldugu her türlü zarardan dolayi yapilacak talepler ise üç yillik zamanasimina tabidir. Bu sebeple zarara sebep olan malin piyasaya sürüldügü günden baslayarak on yil sonra ortadan kalkar. Ancak, satilan malin ayibi, tüketiciden saticinin agir kusuru veya hile ile gizlenmisse zamanasimi süresinden yararlanilamaz. Ayni Kanun’un 4822 sayili Kanunla degisik “Garanti Belgesi” baslikli 13. maddesinde ise; imalatçi veya ithalatçilar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallari için Bakanlik onayi garanti belgesi düzenlemek zorundadir. Mala iliskin faturanin tarih ve sayisini içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumlulugu satici veya acenteye aittir. Garanti süresi malin teslim tarihinden itibaren baslar ve asgari iki yildir. Ancak, özelligi nedeniyle bazi mallarin garanti sartlari, Bakanlikça baska bir ölçü birimi ile belirlenebilir.
Satici; garanti belgesi kapsamindaki mallarin, garanti süresi içerisinde arizalanmasi halinde mali isçilik masrafi, degistirilen parça bedeli ya da baska herhangi bir ad altinda hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.
Tüketici onarim hakkini kullanmissa, garanti süresi içerisinde sik arizalanmasi nedeniyle maldan yararlanamamanin süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin asilmasi veya tamirinin mümkün bulunmadiginin anlasilmasi hallerinde, 4. maddede yer alan diger seçimlik haklarini kullanabilir. Satici bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satici, bayi, acente, imalatçi-üretici ve ithalatçi müteselsilen sorumludur.
Ayrica 14.06.2003 tarih ve 25138 sayili Resmi Gazete’de yayimlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarina Dair Yönetmeligin 14/a maddesine göre;
“Tüketicinin onarim hakkini kullanmasina ragmen malin;
Tüketiciye teslim edildigi tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydiyla, bir yil içerisinde; ayni arizanin fazla tekrarlanmasi veya farkli arizalarin dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farkli arizalarin toplaminin altidan fazla olmasi unsurlarinin yani sira, bu arizalarin maldan yararlanmamayi sürekli kilmasi durumlarinda tüketici ücretsiz degistirilmesini, bedel iadesi veya ayip oraninda bedel indirimi talep edebilir.
Satici, tüketicinin bu Yönetmeligin 13 ve 14. maddelerinde belirlenen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karsi satici, bayii, acente, imalatçi-üretici ve ithalatçi müteselsilen sorumludur.”
Konuya iliskin Yargitay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.2005 tarih ve E. 2005/4-309, K. 2005/391 sayili Karari asagidadir.
“….Tüketici onarim hakkini kullanmasina karsin, 4077 Tüketicinin Korunmasi Hakkinda Kanun’un 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarina Dair Yönetmeligin 14. maddesinde belirtilen sartlarin olusmasi halinde, ayni Kanun’un 4. maddesinde sayilan diger seçimlik haklarindan birini kullanabilecektir.
Su halde tüketici, dogrudan ücretsiz degistirme hakkini kullanabilir. Zira, burada seçimlik hakkin kullanilmasindan sonra degistirilemeyecegi kuralinin yasal bir istisnasi söz konusudur.
Somut olayda; aracin imalat hatali oldugu, çok sayida tamir islemine karsin arizanin giderilemedigi bilirkisi raporlari ile tespit edilmis; mahkeme olguyu kabul etmis; özel dairece de bu olgu bozmaya konu edilmemistir. Dolayisiyla açiklanan yasal sartlarin varliginda uyusmazlik bulunmamaktadir. Sorun imalat hatali 1997 model araçla ilgili olarak davaci yanin isteminin ne sekilde hükme baglanmasi gerektigi üzerinde dügümlenmistir.
Tüketici dava dilekçesinde, malin yenisi ile degistirilmesi olmazsa bedelinin tahsilini istemisse de sonraki celselerde sadece malin yenisi ile degistirilmesi isteminde bulunmustur. Mahkemece bu istem nazara alinarak, aracin “0” km ayni nitelikte yenisi ile degistirilmesine karar verilmistir. Bu karar yukarida ayrintisi açiklanan yasal düzenlemelere uygundur. 1086 sayili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’un 381-388. maddelerine aykiri bir hükmün varligindan da söz etmek olanakli degildir. Aracin modelinin eski olmasi yasal seçimlik haklarindan birini kullanan davacinin bu isteminin karsilanmamasina neden olarak gösterilemez. Kanun ve yönetmelik tüketici tercihini ön planda tutmakta; degistirme hakkinin kullanilmasi durumunda bu hakkin yerine getirilmesini sinirlayan herhangi bir hüküm getirmemektedir.
Diger taraftan infaz asamasinda hükmü konu olan malin bulunamamasi halinde Icra ve Iflas Kanunu’nun 24. maddesinin uygulanma olanaginin varligi da unutulmamalidir.
2004 sayili Icra ve Iflas Kanunu’nun 4949 sayili Yasa ile degisik 24/4. maddesinde;
“…Menkul malin degeri ilamda yazili olmadigi veya ihtilafli bulundugu takdirde icra müdürü tarafindan haczin yapildigi tarihteki rayice göre takdir olunur.” hükmü yer almaktadir.
Bu açik hükmün varligi karsisinda, kararin infazinin güçlügünden de söz edilemez.
Ayrica, gerek 4077 sayili Kanun ilk seklinde gerekse 4822 sayili Kanunla degisik halinde kullanim bedelinin düsülmesine yönelik bir hükme de yer verilmemistir.
Sonuçta; yukarida ayrintisi açiklanan taraflarin karsilikli iddia ve savunmalarina, dosyadaki tutanak ve kanitlara, mahkeme kararinda açiklanan gerektirici nedenlere, delillerin degerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasina ve özellikle belirlenen olgular ile içerikleri irdelenen yasal düzenlemelere göre usul ve yasaya uygun bulunana direnme kararinin onanmasi gerekir…”
II- SONUÇ
Yargitay Hukuk Genel Kurulu’nun, 22.06.2005 tarih ve E. 2005/4-309, K. 2005/391 sayili Karari ile; tüketici tercihini sinirlayan herhangi bir hükmün olamayacagi ve tüketici tercihinin her seyden önde oldugu açikça ifade edilmistir.
Yazar: Elif DEMİRHAN (*)
Yaklaşım Dergisi / Temmuz 2006 / Sayı: 163