|
|
|
Ocak 26, 2004 |
|
AB SÜRECİNDE ‘YARGI REFORMU’ KAÇINILMAZ |
AB SÜRECINDE ‘YARGI REFORMU’ KAÇINILMAZ
1993 yilinda kurulan Uluslararasi Seffaflik Kurumu’nun hazirladigi Global Yolsuzluk Raporu, Türkiye’de rüsvetle mücadelenin yine yetersiz kaldigini ortaya koydu. Çesitli kriterlere göre hazirlanan listede Türkiye’nin notu 3,1 olarak açiklandi. Türkiye bu not ortalamasiyla 12 basamak birden gerileyerek 77. siraya düstü. 1999 yilinda 54. sirada olan ülkemizin 2003 yilinda 77. siraya gerilemis olmasi bu alanda yasanan olumsuzluklari açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Ülkemizde yasayan insanlarin gözünde yolsuzluk ve rüsvetin sorun olarak tasidigi önemin son dönemde arttigi gözlenmistir. Vatandaslarimizin kamu kurumlarina duydugu güven son derece zayif, kamu kurumlarinin verdigi hizmetlerden aldigi memnuniyet de son derece düsük bulunmaktadir. Hizmet sunumunda vatandaslarimiza esit muamele yapilmadigi yine herkes tarafindan kabul edilen bir gerçekliktir. Istihdamin tarafsiz bir sekilde ve liyakate bagli olarak yapildigini savunanlarin orani kamuoyu yoklamalarina göre son derece düsüktür. Vatandaslarimiz, islerinin görülmesi sirasinda kamu görevlilerine para veya hediye vererek islerini çözmeye çalistiklari ve bunu özümsedikleri ayri bir gerçekliktir. Yolsuzluk ve rüsvetin önemli bir sorun haline gelmesi, hizmetlerden duyulan memnuniyetin çok düsük olmasi vatandaslarimizin bu alanlarda yapilacak reformlara destegini ve ilgisini artirmistir. Yargi organlarimiz, yolsuzluk ve rüsvetle mücadele konusunda son yillarda çok önemli operasyonlar gerçeklestirmistir. Bu operasyonlar, siyasetçiler yaninda üst düzey bürokratlari ve ünlü isadamlarini da kapsamis ve bu operasyonlarin birçogundan olumlu sonuçlar ortaya çikmistir. Vatandaslarimizin bu operasyonlara vermis oldugu destek savci ve hakimlerimizin sorusturma konusu olaylarin üzerine gitmesini kolaylastirmis bulunmaktadir. Ankara DGM Bassavciligi tarafindan bir kisim avukatlarin mahkeme kararlarini etkilemeye çalistigi iddiasi ile baslattigi sorusturma, bütün dikkatleri yargi mensuplari üzerine çevirmistir. Yasanan olumsuz gelismeler yolsuzluklarin yargiya ne kadar bulastigi tartismasini baslatmis bulunmaktadir. Reform sart Yukarida açiklamaya çalistigimiz gibi ülkemiz, yolsuzluk ve rüsvet konusunda dünya siralamasinda oldukça kötü bir durumdadir. Yolsuzlugun bulasmadigi kurum hemen hemen hiç yok gibidir. Toplumun çok büyük bir kesiminin yolsuzluga bulastigi bir ortamda yargi mensuplarinin tamaminin bu olumsuz durum disinda kaldigini iddia etmek mümkün degildir. Mutlaka yargi mensuplari arasinda da yolsuzluga basvuran, haksiz menfaat temin eden kisiler bulunmaktadir. Fakat bu tartismada önemli olan yargi kurumunun tamaminin haksiz bir zan altinda birakilmamasidir. Yargi kurumlari, baska kurumlarda yapilan yolsuzluklarin üzerine gittigi gibi kendi içerisinde bu islere bulasan kisilerin de üzerine süratle ve etkin bir sekilde gitmeli, bu tür iddialari ciddi ve titiz bir sekilde incelemelidir. Bu konuda yarginin diger kurumlardan daha titiz oldugu ve her konuyu titizlikle arastirarak sonuca bagladigi herkesçe kabul edilmesi gereken bir gerçekliktir. Yarginin çok fazla tartisilir olmasindaki asil sebeplerden birisi yarginin siyaset üzerindeki etkisidir. AKP Genel Baskani ve Basbakan Sayin R. Tayyip Erdogan’in mahkeme karari ile belirli süre siyasetten yasakli duruma düsmesi kamuoyu tarafindan çok elestirilmistir. 3 Kasim 2002 seçimlerinden sonra olusan TBMM ve TC hükümetlerinin almis olduklari kararlarin ve çikarmis olduklari kanunlarin birçogu hukuka aykiriligi gerekçesi ile iptal edilmis bulunmaktadir. Yasama ve yürütme organi, yargi kuruluslari tarafindan alinan bu iptal kararlarinin, zorlamayla, hukuken temel kurallarina aykiri olarak ve çesitli siyasi düsüncelerle alindigini ileri sürmektedirler. Yine bu tür gerekçelerle yasama dokunulmazliginin sinirlandirilmasina karsi çiktiklarini açikça ifade etmislerdir. Yani siyasi iktidar yarginin, bazi zamanlar hukuk disina çiktigini ve siyasi kararlar verdigini düsünmekte bu düsüncesini de kamuoyuna aktarmaktadir. Siyasi iktidarin bu düsüncesi yasama ve yürütme organi ile yargi organi arasinda tehlikeli bir çekismenin yasanmasina sebebiyet vermektedir. Yasama, yürütme ve yargi organlarinin yetkililerinin birbirleri hakkindaki açiklamalari demokratik hukuk devletlerinde yasanmayan bir çekismeye varmistir. Bu olumsuz durumun derhal önüne geçilmesi gerekmektedir. Asil sorumluluk TBMM’nin Yasanan bu olumsuz gelismeler yargida reformun bir an önce gerçeklesmesini kaçinilmaz hale getirmistir. Bu alanda asil sorumluluk TBMM’ye düsmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler derhal yapilmali, kanunlarimiz evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getirilmelidir. Yürütme organi, yargi kuruluslarinin gerekli ihtiyaçlarini derhal gidermeli ve özellikle mahkemelerin ihtiyaç duydugu eleman ve teknolojik gelismeleri yarginin hizmetine sunmalidir. Yargi mensuplarinin tamaminin gelir düzeyleri, görevlerinin önemi göz önünde tutularak yükseltilmelidir. Bütçede yargiya ayrilan payin %1’ler seviyesinden %5’ler seviyesine çikartilmasi gerekmektedir. Neler yapilmali? Yargi mensuplarinin atama ve yükselmesindeki esaslar kurallara baglanmalidir. Yargi mensuplarinin yükselme ve atamasini yapacak kurum tamamiyla bagimsiz olmalidir. Yüksek yargi organlarina ve özellikle Yargitay ve Danistay üyeliklerine yapilacak seçimlerin de mutlaka belirli esaslara baglanmasi gerekmektedir. Yüksek yargi organlarinin kendi içinde yapmis olduklari seçimler kesin sonuç olarak kabul edilmelidir. Anayasa Mahkemesi’ne TBMM tarafindan üye seçilmesi saglanmali, bu mahkemenin yapisi degistirilmelidir. Yargi mensuplarinin devamli surette meslek içi egitime tabi tutulmasi, yapilan her yeni degisiklige iliskin esaslarin yargi mensuplarina iletilmesi gerekmektedir. Yargi mensuplarimizin var olan hukuku eksiksiz uygulama yaninda olmasi gereken hukukunun olusumuna katkida bulunmasi, bu alandaki gelismeleri takip ederek kararlarina yansitmasi gerekmektedir. Yine yargi mensuplarimizin olaylar ve kisiler karsisindaki tarafsizligi saglanmali, siyasi mülahazalarla karar verilmesinin önüne geçilmelidir. Yargi alaninda yapilacak reformlara toplumun her kesimi destek vermedikçe basarili bir neticenin ortaya çikmasi mümkün degildir. Bu nedenle yasama, yürütme, üniversite ve yargi organlarinin birlikte hareket etmesi ve kamuoyunun bu birliktelige destek vermesi saglanmalidir. Yargi kurumunda yasanacak olumsuzluklarin kamunun bütün kesimlerini olumsuz etkileyecegi ve kamu vicdaninda onarilmayacak yaralar açacagi unutulmamalidir. TÜRK HUKUK ENSTITÜSÜ GENEL BASKANI SEDAT AKSAKALI 26.01.2004 |
TÜRK HUKUK ENSTİTÜSÜ GENEL BAŞKANI SEDAT AKSAKALI 26.01.2004 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|