|
|
|
Ocak 01, 2005 |
|
TİCARETİ TERK EDEN TACİRİN SORUMLULUKLARI |
TICARETI TERK EDEN TACIRIN SORUMLULUKLARI Yazar: Sedat AKSAKALLI(*) Yaklasim Dergisi / Ocak 2005 / Sayi: 145 I- GIRIS Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesine göre; “Bir ticari isletmeyi kismen dahi olsa kendi adina isleten kimseye tacir denir.”. Ticari isletme genel olarak sahibi tarafindan kendi adina isletilir. Fakat, bu her zaman böyle olmayabilir. Söz gelimi, küçük ve kisitlilar (mahcur) bilinen yetenekleri geregi ticari isletmeyi bizzat isletemezler. Buna karsin, küçük veya kisitlilar tacir olabilirler. Bunlar ticari isletmeyi isletemez ise de, onlarin adina ticari isletmeyi vekil ve vasi isletir. Bir ticari isletmeyi kurup açtigini çesitli vasitalarla halka bildirmis veya isletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmis olan kimse fiilen isletmeye baslamamis olsa bile TTK’ ya göre tacir sayilmaktadir. TTK’nin 18. maddesinde ticaret sirketleri ile gayesine ulasmak için ticari bir isletme isleten dernekler ve kurulus kanunlarina göre özel hukuk hükümlerine göre idare edilen ve devlet, vilayet ve belediyeler tarafindan kurulan tesekkül ve müesseseler tacir sayilmaktadir. Tacirler her türlü borçlarindan dolayi iflasa tabi olduklari gibi isletmelerini ticaret siciline kaydettirme ve defter tutma mecburiyeti bulunmaktadir. Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerini basiretli bir is adami gibi görmek zorundadir. II- TICARI TERK HALINDE YAPILACAKLAR IIK’nin 44. maddesi hükmüne göre; “Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayitli bulundugu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklilarinin isim ve adreslerini gösteren bir mal beyaninda bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurlugunca ticaret sicili ilanlarinin yayinlandigi gazetede ve alacaklilarin bulundugu yerlerde de mutat ve münasip vasitalarla ilan olunur. Ilan masraflarini ödemeyen tacir beyanda bulunmamis sayilir. Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkinda iflas yolu ile takip yapilabilir. Ticareti terk eden tacir, mal beyaninin tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil mallari üzerinde tasarruf edemez. Üçüncü sahislarin zilyetlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettigi haklar saklidir. Ancak kari ve koca ile usul ve füru, neseben veya sihren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hisimlar, evlat edinenle evlatlik arasindaki iktisaplarda iyi niyet iddiasinda bulunulamaz. Mal beyanini alan merci, keyfiyeti tapu veya gemi sicil dairelerine bildirir. Bu bildiri üzerine sicile temlik hakkinin iki ay süre ile tahdit edilmis bulundugu serhi verilir. Bozulmaya maruz veya muhafazasi külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde degerinin düsmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkinda, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu mallarin satilmasina ve bedelinin 9. maddede yazili bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir.” Madde hükmü ile ticareti terk eden tacirlere 15 gün içinde keyfiyeti kayitli bulundugu ticaret siciline bildirmeye, bütün aktif ve pasifleri ile alacaklilarinin isim ve adreslerini gösteren bir mal beyaninda bulunma mecburiyeti getirilmistir. Keyfiyet Ticaret Sicil memurlugunca Ticaret Sicil ilanlarinin yayimlandigi gazetede ve alacaklinin bulunduklari yerlerde de muted ve münasip vasitalarla ilan olunur. Ticareti terk keyfiyetinin Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edilmis olusu, ilanda tafsilat verilmedigi takdirde, tacirin mal bildirimi mükellefiyetini yerine getirip getirmedigi hakkinda kâfi bilgi vermediginin açik bir göstergesidir. Yani, verilecek ilanda tafsilat bulunma zorunlulugu vardir. III- CEZAI SORUMLULUK Ticareti terk eden tacirlerin 15 gün içinde keyfiyeti kayitli bulundugu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifleri ile alacaklilarin isim ve adreslerini gösteren bir mal beyaninda bulunmaya ve ilan masraflarini ödemeye mecbur olduklari halde bunu yerine getirmeyenler IIK’nin 337/a maddesi uyarinca cezalandirilmaktadirlar. IIK’nin 337/a maddesi hükmüne göre; “44. maddeye göre mal beyaninda bulunmayan veya beyaninda mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almis mali veya yerine kaim olan degerini haciz veya iflas sirasinda gösteremeyen veya beyanindan sonra bu mallari üzerinde tasarruf eden borçlu hakkinda, bundan zarar gören alacaklinin sikayeti üzerine, tetkik mercii tarafindan 3 aydan 1 seneye kadar hafif hapis cezasina hükmolunur. Birinci fikradaki fiillerin islenmesinden alacaklinin zarar görmedigini ispat eden borçluya ceza verilmez. Borçlunun iflasi takdirinde birinci fikradaki durum ayrica taksiratli iflas hali sayilir.” IIK’nin 337/a maddesinin uygulanabilmesi için ayni Yasa’nin 44. maddesi uyarinca ticaretle istigal eden tacirin ticaret siciline kayitli olmasi gerekmektedir. Baska bir anlatimla ticaret siciline kayitli bulunmayan kisinin anilan maddedeki suçu islemesi olanaksizdir. Yukarida tanimi yapilan suçtan dolayi sikayet hakki, suçun olustugunu ögrenme tarihinden itibaren üç ay ve her halde suçun islenmesi tarihinden itibaren bir sene geçmekle düsmektedir. Sikayetçi tarafindan açilan dava sonucunda Icra hakimligi tarafindan verilen kararlar tefhim veya teblig tarihinden itibaren yedi gün içinde sanik, sikayetçi veya Cumhuriyet Savcisi tarafindan temyiz olunabilir. IIK’nin 337/a maddesinde öngörülen suçun takibi sikayete baglidir. Takibi sikayete bagli suçlarin sikayetçisi feragat eder veya borcun itfa edildigi sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle ceza düser. Borcun ödenmesinden kasit, borcun tamaminin faizi ve icra masraflari ile birlikte ödenmesidir. Birden fazla sanigin bulundugu davalarda, saniklardan birisi hakkinda sikayetten feragat edilmesi halinde diger saniklar hakkindaki dava da düser. Icra Hakimligi tarafindan verilen ceza kararlari tecil edilemez ve para cezasina çevrilemez. Kendi temyizi neticesinde haksiz çikan borçlunun borcu tamamiyla ödemesi halinde cezasinin ancak yarisinin düsecegine dair kanun hükmü kaldirilmistir. Kanun’da yapilan bu degisiklik son derece olumludur. IV- SONUÇ Yukarida arz ettigimiz gibi tacirlerin Kanun’dan dogan bir çok sorumluluklari bulunmaktadir. Bunlarin basinda ticari isletmenin basiretli bir is adami gibi yönetilmesi gelmektedir. Kanun’da yer alan defter tutma, ticaret siciline kayit gibi benzeri yükümlülükler bu ilkenin sonucu olarak artiya çikmistir. Ticarete baslama bir takim sartlara tabi ise sona erdirme de dogal olarak bazi sartlara tabidir. Bu sartlarin yerine getirilmesi bir zorunluluk olup bunun amaci kamu düzenini ve üçüncü sahislarin haklarini koruma altina almaktir. * Avukat |
Yazar: Sedat AKSAKALLI(*) Yaklaşım Dergisi / Ocak 2005 / Sayı: 145 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|