|
|
|
Aralık 01, 2005 |
|
ANONİM ŞİRKETLERDE TEMSİL |
ANONIM SIRKETLERDE TEMSIL Yazar: SedatAKSAKALLI (*) Yaklasim Dergisi / Aralik 2005 / Sayi: 156 I- TEMSIL Türk Ticaret Kanun’un 317. maddesi “Anonim sirket idare meclisi tarafindan idare ve temsil olunur.” hükmünü içermektedir. Bunun dogal sonucu olarak, yönetim kurulu, gerek iç iliskide ortaklara karsi ve gerekse dis iliskide üçüncü kisilere karsi ortakligi temsil eder (1). TTK’nin 321. maddesine göre, sirketin temsil usulü, ana sözlesmede özel temsil sartlarinin kabul edilmis olup olmamasina göre degisir. Kanun’un emredici kurallarina uymak kosulu ile temsil usul ve sartlari ana sözlesmede düzenlenebilir. Bu nedenle; temsil usulünü kanuni temsil usulü ve ana sözlesmeye göre temsil usulü olarak incelemek gerekir. A- KANUNI TEMSIL USULÜ TTK’nin 321/3. maddesi “Anonim sirket adina tanzim edilecek evrakin muteber olmasi için, aksine esas mukavelede hüküm olmadikça temsile salahiyetli olanlardan ikisinin imzasi kafidir.” hükmünü getirmistir. Kanuni temsil usulünde, temsile salahiyetli olanlardan ikisinin imzasi temsil için yeterlidir. Kanuni temsil usulünde en az iki kisinin birlikte hareket etmesi sarti ile sirketi temsile yetkili bulunan bütün idare meclisi üyelerinin temsilci sifati ile Ticaret Siciline tescili gerekli ise de, tescil islemi temsil isleminin geçerlilik sarti degildir. B- ANA SÖZLESMEYE GÖRE TEMSIL USULÜ TTK’nin 317 ve 321. maddelerinde düzenlenen kanuni temsil usulü emredici nitelikte bulunmadigindan, ana sözlesmede kanuni temsil usulünden farkli bir temsil düzenlenebilir. Sirket ana sözlesmesindeki hükme dayanilarak temsil islerinin tek bir üyeye veya ikiden fazla üyeye veya daha fazla üye ile murahhas üyenin yahut genel müdürün veya genel müdürle bir yahut daha fazla üyenin veya bir üye bir müdür, murahhas üye ile ticari vekillerin müsterek irade beyanina da birakilmasi mümkündür. II- YÖNETIM VE TEMSILIN BÖLÜNMESI TTK’nin 319. maddesinde ise “Vazifelerin Azalar Arasinda Taksimi” düzenlenmistir. TTK’nin 319. maddesi hükmüne göre; “Esas mukavelede idare ve temsil islerinin idare meclisi azalari arasinda taksim edilip edilmeyecegi ve taksim edilecekse bunun nasil yapilacagi tespit olunur. Idare meclisinin en az bir azasina sirketi temsil salahiyeti verilir. Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare islerinin hepsini veya bazilarini idare meclisi azasi olan murahhaslara veya pay sahibi olmalari zaruri bulunmayan müdürlere birakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir.” Maddenin birinci fikrasi ile yönetim ve temsil yetkisinin bölünmesi ve ikinci fikrasinda ise bu yetkilerin devrine iliskin düzenlemelere yer verilmistir. Yönetim ve temsil yetkisinin bölünebilmesi için ana sözlesmede bu konuya iliskin düzenlemelerin bulunmasi ve düzenlemelere uygun kararlarin alinmasi gereklidir. Maddenin ikinci fikrasinda ise yönetim ve temsil yetkilerinin bir veya birkaç kisiye devri düzenlenmistir. Yetki devrinin yapilabilmesi için de ana sözlesmede hüküm bulunmasi zaruridir. Yetki devredilecek kisi yönetim kurulu üyesi olabilecegi gibi yönetim kurulu üyesi ve ortak olmayan kisilerde yetki devri yapilabilir. Yetki devri yapilan kisi yönetim kurulu üyesi ise “murahhas üye” adini almaktadir. Yönetim kurulu üyesi olmadan yetki devri alan kisilere ise “murahhas müdür” denilmektedir. Murahhas müdürler de, murahhas üyeler gibi yönetim kurulu veya genel kurul tarafindan atanirlar. III- TEMSIL YETKISININ SINIRLANMASI VE BU DURUMUN 3. SAHISLARA ETKISI Anonim sirketlerde temsile salahiyetli olan kisiler sirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her nevi isleri ve hukuki muameleleri sirket adina yapmak hakkina haizdirler. Görüldügü gibi TTK’nin 321. maddesinin 1. fikrasi temsil yetkisini anonim sirketin ana sözlesmesinde yazili bulunan maksat ve mevzuu ile sinirlamistir. TTK’nin 319 ve 321. maddesi temsil yetkisinin kisitlanmasina iliskin düzenlemeleri içermektedir. 319. madde de temsil yetkisinin bazilarinin genel kurul veya yetkisi varsa yönetim kurulu tarafindan murahhas üye ve müdürlere birakilabilecegi hüküm altina alinmistir. TTK’nin 321. maddesinin 2. fikrasinda, temsil yetkisinin sinirlanmasinin, üçüncü sahislara karsi hüküm ifade etmeyecegi kurali getirilmistir. Ancak yine ayni madde de temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir subenin islerine hasrolunduguna veya müstereken kullanilmasina dair tescil ve ilan edilen sinirlamalarin muteber oldugu kuralina yer verilmistir. Birlikte imza ve irade beyani sarti ile temsil yetkisinin sube veya subelere yahut merkez veya merkezle bir veya daha fazla subeye hasredilerek bir sinirlama ile yetinilebilir. Bu temsil yetkisinin sinirlamasinin iyi niyetli üçüncü sahislari baglamasi açisindan tescil ve ilani gereklidir. Temsil yetkisi sinirlamalarini iç muamelelerinde kabul eden, fakat tescil ve ilan islemini yaptirmamis bulunan sirket, birlikte temsil veya sube ve merkez islemlerine hasredilmis temsil yetkilerine uygun olarak yapilan temsil islemlerinden sirket ve iyi niyetli olmayan üçüncü kisilerde sorumludurlar. Öte yandan yine TTK’nin 321/2. maddesi hükmü geregince temsil yetkisi sinirlamalari daha çok is kolu veya miktar ayrimina göre yapilmis ise ayrica tescil ve ilan edilmis olsa dahi iyi niyetli üçüncü kisiler açisindan bir hüküm ifade etmez. Bir baska anlatimla sirketin iç meselesi olarak miktarla ilgili sinirlamalar da iyi niyetli üçüncü kisilere karsi geçersizdir. Durumun tescil ve ilan edilmis olmasi da sinirlamanin iyi niyetli üçüncü kisiler yönünden geçersizligine engel degildir. Ancak bu durum hukuki islemin karsi tarafina duyurulmus ise yani karsi tarafin bu sinirlamadan haberdar oldugu ispatlanir ise sinirlamalar hukuki iliskinin karsi tarafi için de baglayici hale gelir. Anonim sirketler, ana sözlesmenin öngördügü biçimde borçlanmamis olsa bile, bu islemden yararlanmis ve mamelekine dahil etmisse, biçime aykiri isleme icazet vermis sayilir ve ortakligi baglar. Temsilcilerin ana sözlesme hükümlerine aykiri hareket etmis olduklari halde bile bu islem sirket tarafindan kabul edilmis ve kayitlarla islenmis ise artik temsil yetkisinin sinirlanmasina iliskin hükümler ileri sürülemez. Gerçekten tüzel kisiligin borç altina sokulmasi veya alacakli duruma gelmesi ana sözlesmedeki hükümlere bagli kalmakla mümkündür. Ancak, ana sözlesmenin öngördügü sekle riayet edilmemis veya noksan imza ile tüzel kisi bir sahisla hukuki muamele yapmissa, bunun hukuki neticelerini ayri ayri incelemek gerekir. Tüzel kisi noksan imzaya müstenit hukuki islemin kendisine düsen hak ve vecibelerini yerine getirmis ve mamelekine dahil etmis ise, BK’nin 410 ve ardindan gelen maddelerinin düzenledigi vekaletsiz tasarruf hakkindaki hükümler geregince icazet etmis sayilir. Bu durumda, davacinin borçlu olarak düzenledigi senette yazili meblagin alacakli tarafindan davali (A) Kulübü mamelekine aktarilip aktarilmadiginin, kulüp defterleri üzerinde bilirkisi araciligi ile tetkiki, ayrica davalinin (A) Valiligine gönderdigi yazi örneginin celp edilerek hasil olacak uygun sonuç çevresinde karar verilmesi gerekirken, yazili sebep ve düsüncelerle ve noksan tahkikatla hüküm tesisi, usul ve Kanun’a aykiridir (2). Anonim ortakligina ana sözlesmeye aykiri biçimde borçlanmasi islemi, ortaklik defterlerine yazilmis ve ortakligin buna icazet verdigi anlamina gelen bir davranisi var ise bu borçlanmadan ortakligin sorumlu olmasi gerekir (3). Anonim ortakligin iki kisi ile temsil edilecegi konusunda karar alinip tescil ve ilan edildikten sonra ortaklik adina tek basina imza atan kisi bu hukuki islemden dolayi kendisi sorumlu olur. Imza sirkülerinde ortakligin çift imza ile temsil edilecegi öngörülmüstür. Takip konusu kambiyo senedi ise, ortaklik müdürü tarafindan imza edilmistir. Bu durumda ortaklik degil, imza sahibi müdür kisisel olarak sorumludur (4). Anonim ortaklik ana sözlesmesinde aksine hüküm olmadikça, temsile yetkili olanlardan ikisinin imzasi ile ortaklik sorumlu olur. Aksi halde, imzalayan tek kisi çekten sorumlu olur (5). IV- SONUÇ Yukaridaki açiklamalar ve kanuni düzenlemeler dikkate alindiginda temsil yetkisinin devri ve kapsami belirlenirken çok fazla dikkatli olunmasi gerektigi açiktir. Uygulamada olumsuz sonuçlarla karsilasmak için yetkinin birden çok kisiye devredilmesi, bu durumun tescil ve ilaninin yaninda kisitlamalarin hukuki iliskinin taraflarina mutlaka yazili olarak bildirilmesi yerinde olacaktir. ________________________________________ * Avukat (1) Gönen ERIS, Ticari Isletme ve Sirketler (2) Yrg. 11. HD.’nin, 17.04.1973 tarih ve E.1925, K. 1767 sayili Karari. (3) Yrg. 11.HD.’nin, 07.02.1983 tarih ve E. 199, K. 504 sayili Karari. (4) Yrg. 12. HD.’nin, 19.09.1996 tarih ve E. 9723, K. 10665 sayili Karari. (5) Yrg. 19. HD.’nin, 07.11.1996 tarih ve E. 3017, K. 9768 sayili Karari.
|
Yazar: SedatAKSAKALLI (*) Yaklaşım Dergisi / Aralık 2005 / Sayı: 156 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|